İmplant ve Zirkonyum Diş Fiyatları 2017 Ankara Diş Kliniği
Tıkla Ara!
İmplant ve Estetik Diş Hekimliği

Diş Çürümesi Sona Mı Eriyor?

Bilim dünyasında, diş çürümelerini önceden engellemek için yapılan ilginç çalışmalar var. Bu çalışmalardan biri, diş çürümelerine sebep olan S. mutans bakterilerini diş çürütemez hale getirme amacını taşıyor.

NORMAL bir insanın ağzında yaklaşık altıyüz farklı tür bakteri yaşıyor. Bizler ile bu bakteriler arasında karşılıklı bir yardımlaşma var. Ağız florası dediğimiz bu mikroorganizmalar bizde bol besin, ağız içi salgıları ve sabit sıcaklık gibi yaşamaları için gayet uygun şartlar buluyorlar. Buna karşılık koloniler oluşturarak dışarıdan gelen, yabancı ve zararlı olabilecek mikroorganizmaların çoğalmasına ve koloni kurmalarına engel oluyor ve yabancı mikropları öldürebilen kimyasallar salgılayarak vücudumuzun savunma sistemine yardım ediyorlar.

Fakat, ağız florasında bulunan bakterilerden biri olan Streptococus mutans eğer biz gerekli diş bakımını yapmıyorsak diş çürümelerine yol açıyor. S. mutans şekerli yiyecekler yendiğinde; özellikle sukroz, yani rafine şeker yendiğinde, bu şekerleri kendi hücre içinde veya hücre dışında ‘gluken’ adı verilen polimer şekerlere dönüştürerek daha sonra kullanmak üzere depoluyor. (Zaten, diş çürüğü probleminin rafine şekerlerin kullanılmaya başlanması ile artış gösterdiğini sırası gelmişken belirtelim.)

Hücre dışında depolanan ‘gluken,’ yapışkan bir madde. Diş üzerinde biriken bakteri ve etrafındaki glukenler diş plağı veya diğer adı ile biyofilm meydana getiriyorlar. Eğer yemeklerden sonra diş fırçalanıp bu plak tabakası ortadan kaldırılmaz ise, problemler başlıyor. S. mutans oksijenli ortamda bir dizi kimyasal işlem sonucu şekeri karbondioksit ve suya parçalayarak enerji üretiyor ve bu durumda bize bir zararları olmuyor. Ancak dişlerin fırçalanmaması sonucu diş üzerinde oluşan tabakanın altında kalan bakteriler hava alamıyorlar. Bakteriler bu durumda oksijen gerektirmeyen başka bir kimyasal yol izleyerek şekeri laktik asite dönüştürüyor ve böylece yaşamaları için gereken enerjiyi üretiyorlar. Kendilerine verilmiş olan bu özellik sayesinde ortamda hava olsa da olmasa da hayatlarını devam ettirebiliyorlar. Ancak diş plaklarında üretilen bu asit zamanla diş minesini zedelemeye başlıyor.

Aslında ağız içi salgıları, üretilen asiti nötrleştirecek şekilde yaratılmış. Ama diş fırçalamama sonucu oluşan plak ağız içi salgısının ulaşmasını engelliyor. Diş minesi zayıflamaya başlayınca lactobacilli, actinomyces gibi diğer bakteri türleri de dişin zedelenen kısmına ulaşarak diş çürüklerinin gelişmesine yardım ediyorlar.

Diş çürüklerinin tedavisi çoğu zaman çürük dişin doldurulması, kanal tedavileri veya son çare olarak dişin çekilmesi ile yapılıyor.

Ama diş çürüklerinin tedavisinin yanısıra diş çürümelerini önceden engellemek için de çalışmalar var. Bu çalışmalardan bir tanesi, diş çürümelerine sebep olan S. mutans bakterilerine yönelik ve onları diş çürütemez hâle getirmek amacını taşıyor. Diğer metod ise S. mutans bakterilerine karşı aşı geliştirilerek bedenin savunma sisteminin güçlendirilmesini hedef alıyor.


YER DEĞİŞTİRME METODU: Bu çalışma ağız içinde yaşayan S. mutans bakterilerinin genetik olarak değiştirilmiş ve diş çürümesine sebep olmayan kardeşleriyle yer değiştirmesini hedefliyor. Florida Üniversitesi’nde bu konuda araştırma yapan Jeffrey Hillman S. mutans bakterilerinin değişik türlerini incelerken, bir türün bir çeşit toksin üreterek kendisi dışındaki mutans türlerinin yaşamasını engellediğini tesbit etmiş. Bu özellik yeni bakterilerin eskileri ile yer değiştirmesini kolaylaştırabilir, ancak bu bakteriler de laktik asit ürettiğinden diş çürümesini engelleyemiyorlar. Fakat rekombinant DNA teknikleri kullanılarak bu yeni bakterinin genetik kodunda bulunan ve laktik asit sentezlenmesini sağlayan enzimin/proteinin kodu silinirse, artık bu bakteri diş çürümesine sebep olan asiti üretemeyecektir. Uzun süren araştırmalar sonucunda 1990’lı yılların ortalarında Hillman ve arkadaşları genetik olarak değiştirilmiş, hem laktik asit üretmeyen, hem de ürettiği toksin ile diğer mutans türlerinin ölmesine yol açan BCS3-L1 ismini verdikleri bakteriyi geliştirmeyi başardılar. Dişleri yeni bakteriyi içeren solüsyonla fırçalayarak veya ağız spreyi şeklinde alarak uygulanan bu yöntemle teorik olarak ağızda bulunan ve laktik asit üreten S. mutans bakterileri, yeni tür bakterinin zehirlemesi sonucu ölecek ve böylece sadece laktik asit üretmeyen türün yaşaması mümkün olacaktır. Hayvanlardan elde edilen test sonuçları bu uygulamanın diş çürümelerini önemli derecede azalttığını göstermektedir. Ancak sırada insanlarda yapılması gereken klinik testler var ve bu testlerin yapılması için izin alınması gerekiyor.


AŞI METODU: Diğer bazı araştırmacılar ise diş çürüklerine yol açan bakterilere karşı ‘aşı’ geliştirmek için çalışıyorlar. Bebeklerde daha S. mutans bakterileri kolonileşmeye başlamadan önce kullanılacak burun spreyi şeklindeki aşı, vücüdun savunma sistemini güçlendirecek ve bu bakterilerin çoğalarak koloni oluşturmasını engellemek suretiyle ömür boyu koruma sağlayabilecektir. Bu aşı metodu da, diğer metod gibi, henüz klinik testler aşamasında.

Bakteri yer değiştirme metodunun veya aşı tekniğinin başarılı olup insanların kullanımına sunulması artık diş fırçalamak zorunda kalmayacağız mânâsına gelmiyor. Yine ağız ve özellikle de diş eti sağlığımız için dişlerimizi fırçalamaya devam edeceğiz. Fakat eskisi kadar diş ağrılarından şikayet edip, dişlerimizi doldurtmak veya çektirmek zorunda kalmayacağız. Ancak şu da var ki bu ürünlerin piyasaya çıkması zaman alabilir. Eğer daha önceki senelerde yapılan tahminler doğru çıksaydı şimdi bu ürünleri kullanıyor olacaktık. Bazen çözümler teorik olarak kolay görünse de, pratiğe döküldüğünde bir sürü detay problemlerle karşılaşılabiliyor. Yeni bir tedavi yöntemi bulmak ve insanların yararına sunulmak istendiğinde, sabırlı olup tek tek problemleri çözmek gerekiyor.

Etrafımızda gördüğümüz pek çok ürün uzun yıllar süren çaba ve çalışmanın sonucu. Arif Nihat Asya “Bu kitabın kaç dakikada okunduğunu bırak, kaç senede yazıldığını düşün!” diyerek bu emeklerin farkında olmaya çağırıyor bizleri. Eğer gerçekten birşeyler üretmek, insanlara bir şekilde hizmet etmek ya da dünyamızı güzelleştirmeye çalıştığımız gibi ahiretimizi de güzelleştirmek istiyorsak; bunun yolu sabırlı olmak ve emek vermekten geçiyor.