İmplant ve Zirkonyum Diş Fiyatları 2017 Ankara Diş Kliniği
Tıkla Ara!
İmplant ve Estetik Diş Hekimliği

3-4 Yılda, Bir Diş Fırçası Eskitiyoruz!

Diş çürümeden, diş eti hastalığı meydana gelmeden önlem almanın çok daha kolay ve ucuz olduğu hatırlatıldı.

 
Ağız ve diş sağlığı ülkemizde en az önem verilen konulardan birisi. Halkın yüzde 90’ının ağzında çürük diş var, düzenli diş hekimine gitme alışkanlığı ise hiç yaygın değil. 22 Kasım Ulusal Diş Hekimliği Günü dolayısıyla NTV Sağlık Raporu’na konuk olan İstanbul Dişhekimleri Odası Başkanı Prof. Dr. Taner Yücel ve İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Aytepe, ağız ve diş sağlığı konularında bilgi verdiler.

Gerek diş fırçası kullanımının, gerekse diş macunu kullanımının Türkiye’de çok düşük seviyelerde olduğunu hatırlatan Prof. Taner Yücel, gelişmiş ülkelerde bir kişinin yılda 3-4 fırçası kullanırken, Türkiye’de bir kişinin ancak 3-4 senede bir fırça eskitilebildiğine dikkat çekti. Diş macunu kullanımı hakkında da bilgiler veren Prof. Yücel, şunları söyledi: “300-400 gram senede kişi başına tüketilen diş macunu Avrupa Birliği ülkelerinde. Ama bizim ülkemizde bu hala 85 gram civarında. Yani bir tüpü ancak bütün senede ancak tüketebiliyoruz. Bu, diş hekimliğinin en önemli iki tane hastalığı diş çürüğü ve diş eti hastalıklarının da tüm toplumda çok yaygın bir şekilde gelişmesine neden oluyor.”

 

BİLGİ, DAVRANIŞA DÖNÜŞMÜYOR;

Gençlerin ve çocukların diş fırçalamanın önemli olduğunu bildiklerini söyleyen Prof. Yücel, ancak bunun uygulanmadığını hatırlattı. Prof. Yücel şunları açıkladı: “Gençler şekerli yiyeceklerin zararlı olduğunu, dişlerin fırçalanması gerektiğini, bunu gayet iyi biliyorlar. Fakat ‘peki uyguluyor musunuz’ diye sorduğumuzda, oran birden bire düşüyor, yüzde 40’lara yüzde 50’lere geriliyor. Yani bilgi, bir davranış biçimine dönüşmüyor, alışkanlıklar aynı şekilde devam ediyor ne yazık ki. Bu bir önemli sorun gerçekten. Hastalar ancak dişi ağrıdığı zaman doktora gitme alışkanlığına sahipler. Dişlerini çektirmek için diş hekimine gidiyorlar. Bu alışkanlıklardan kurtulmamız lazım. Biz Türk Diş Hekimleri Birliği olarak İstanbul Diş Hekimleri Odası olarak, meslek örgütü olarak bir uzman kuruluş olarak bunun değişmesi için çok büyük gayretler sarfediyoruz gerçekten.”

 

DİŞ ÇÜRÜMEDEN ÖNLEM ALINMALI

Çürük meydana geldikten sonra, diş eti rahatsızlandıktan sonra bunun tedavisinin çok pahalı olduğu ve çok büyük bir zaman istediğini belirten Prof. Yücel, şu bilgileri verdi: “Şu anda yaklaşık 20 bine yakın diş hekimi var Türkiye genelinde. Bunlar sürekli çalışsalar, diş çürüklerinin tedavisi, diş taşı temizliği, protez yapımı vesaire için harcayacakları süre, 26 sene. 26 senede ancak tüm toplumun tedavi edici hizmetleri bir sonuca ulaşabilir. Bu çok anlamsız sayılar. İşte bunun ortadan kalkması için diyoruz ki Türk Diş Hekimleri Birliği olarak, koruyucu hizmetlerin ön plana çıkması lazım. Koruyucu ağız diş sağlığının diş çürümeden, diş eti hastalığı meydana gelmeden önlemlerin alınması lazım. Çünkü bu daha kolay ve daha ucuz. Kişi başına koruyucu hizmetlerin belli bir kesimden, özellikle çocuklardan başlamak üzere bu bilincin oluşturulması çok daha ucuz rakamlarla devletin büyük projeleri geliştirerek yapması mümkün.”

 

DİŞ ÇÜRÜĞÜ NASIL OLUŞUYOR?

Taner Yücel, diş çürüğünün bir günden ertesi günde meydana gelmediği hatırlatarak, oluşumu hakkında şu açıklamaları yaptı:
 “Dişin sert dokusu, yani mine dediğimiz ağız boşluğuna bakan yüzeyi çok sert. Tüm dünya genelindeki minerallerin en serti. Ve dolayısıyla o sert dokunun çürük oluşması çok uzun bir süreci meydana getirecektir. Bunda belli başlı faktörler var tabi. Kalıtım burada önemi rol oynuyor. Ama biz gene de bütün dişlerin ağız boşluğunda sağlam sürdüğüne inanıyoruz, biliyoruz. Ve dolayısıyla bireyin bu konudaki bilinçlenmesinin çok önemli olduğunu söylüyoruz. Ağız boşluğundaki mikroorganizmaların çürük yapıcı özelliği kişiden kişiye değişiyor. Ancak 100 kişiden 3 kişisi çok şanslı. Yani onlar ne yaparlarsa yapsınlar, isterlerse dişlerini fırçalamasınlar, isterlerse çok şeker yesinler, dişlerinde çürük olmuyor. Ama 97’si için sorun var. İşte bu 97 kişi, yani toplumun çoğunluğunun bizim önerdiğimiz, diş hekimlerinin önerdiği şekilde dişlerine gereken önemi vermeleri.”

 

AĞIZ KOKUSU

Ağız kokusuna da değinen Prof. Taner Yücel, şu bilgileri verdi: “Ağız kokusunun çok çeşitli nedenleri olabilir. Genel sistemik hastalıklara bağlı olarak ağız kokusu meydana gelebilir. İşte diyabette veya böbrek yetersizliklerinde. Bunları bir kenara bırakırsak, ağız boşluğu içerisinde çok sayıda mikroorganizma var. Bunlar dişlerin arasında, kuytu yerlerde rahat ediyorlar tabi, oralara birikebiliyorlar. O bakteri plağı dediğimiz oluşum oluşuyor. İşte en önemli etken bu. Hem diş çürüğü için, hem diş eti hastalıkları için ve hem de ağız kokusu için bu bakteri kümelerini ağzımızın o kuytu yerlerinden, dişlerimizin üzerinden uzaklaştırmamız lazım ve de sadece dişlerimizin üzerinden uzaklaştırmak da yeterli değil, dilimizin üzerinden de uzaklaştırmamız lazım.”

 

ORUÇ TUTMADAN ÖNCE DİŞLERİ FIRÇALAYIN

Taner Yücel, oruç tutanlar için şunları önerdi: “Ramazan ayı münasebetiyle uzun süre ağız boşluğuna herhangi bir yiyecek gelmiyor, dışardan bir besin gelmiyor ve ağız boşluğumuz 37 derece nemi olan bir yer. Mikro organizmalar orada rahatlıkla üreyebiliyorlar. Ramazan döneminde çok uzun süre ağıza besin girmediği için bu bakterilerin ağız boşluğu içerisinde kokuşması meydana gelebiliyor. O bağlamda muhakkak oruca başlamadan önce dişlerin fırçalanması lazım. Hemen bozulduktan sonra yeniden fırçalanması lazım.”

 

BEBEKLERDE DİŞ SAĞLIĞI

Prof. Zeynep Aytepe ise, çocukların 1-1.5 yaşlarında sağlıklı da olsa, diş hekimine götürülmeleri gerektiğini belirtti. Prof. Aytepe şunları söyledi: “Çocuk dişleri bilimi, bilim dalı, 0-12 yaş grubu çocukları kapsıyor. Ama hepimizin bildiği gibi çocukların ilk diş sürmesi 6 aylıkken başlıyor kesici dişlerle birlikte. Ve hekimle ilk karşılaşması bir çocuk hekimiyle olmakta. Yani bizim aslında bebeklere olan yardımımız, aslında çocuk hekimleriyle başlamakta. Ama ideali şu ki, 1-1.5 yaşlarında normal sağlıklı olsa da çocukların diş hekimi muayenehanesine gelmesi ve en azından o ortamı görüp alışıp, ileride sorunlar meydana geldiğinde biraz daha alışık bir ortam görmesi açısından güzel olacaktır.”

 

BİBERON ÇÜRÜĞÜ

“Biberon çürüğü” hakkında bilgi veren Zeynep Aytepe, şunları söyledi: “Bu tamamen ailenin yanlış beslenme yönlendirmesiyle oluşan bir çürük, isminden de anlaşılacağı gibi.. Ve gece yatarken uykudan önce çocuklara verilen biberon içindeki şekerli ballı sütün çocuğa emdirilmesi ve ağızda bu maddenin, şekerli maddenin sabaha kadar bir şekilde hafif de bir gölcük oluşturarak kalması söz konusu. Ve tükürük akış hızı dediğimiz tükürük akımının gece uyku sırasında da azalması bu çürük etkenine daha da fazla neden olmakta. Tamamen gece verilen sütün oluşturduğu bir çürük cinsi ve 3-4 dişte çok büyük hasarlar oluşturmakta. Aynı zamanda süt azıları dediğimiz dişleri de büyük bir şekilde harap etmekte.”

 

FLOR KULLANIMI

Flor tabletlerinin, çocuk hekimliğinin önemli bir bölümünü teşkil ettiğini belirten Prou. Aytepe şu bilgileri verdi: “İlk 6 ayda kesinlikle flor tabletleri verilmemesini öneriyoruz çocuk hekimleri olarak.. Ondan sonra tablet alımlarının da mutlaka bir diş hekim kontrolünden geçtikten sonra yapılmasını öneriyoruz. Çünkü küçük yaşta haplara alıştırmamak gerekiyor diye düşünüyoruz. Aynı zamanda çocuğun yaşı, boyu ve kilosuyla orantılı olarak da bir tablet uyumu yapmak lazım. ”

 

ÇOCUĞU ÇOK ÖPMENİN ZARARI

Çocukları çok fazla öpmenin sakıncalarına değinen Prof. Aytepe, şöyle konuştu: “Çocuğu uzaktan da sevebiliriz. Onu çok yakından sevmek ona zarar verebilir. Mikro organizmaların taşınması açısından.. Yani bütün ailenin fertleri hatta çocuğun sevimliliğine kapılan bütün kişiler bunu yapıyorlar. Lütfen olmasın diyebiliriz buna..”